Bırakın çocuğunuz kendi anaokulunu kendi seçsin... Nasıl mı?

En son güncellendiği tarih: Mar 28


Bir anaokulunun fiziksel koşulları, çocukların gelişim ve öğrenme sürecini yüksek oranda etkiler. Bahçe kapısından girdiğiniz anda, oraya çocuğunuzun gözüyle bakmaya çalışın. Kendinizi güvende, keyifli ve özgür hissediyor musunuz?

Bir çocuk için artık ikinci evi, ikinci güvenli alanı olacaktır anaokulu. Siz anne babalar için belki de en zor aşaması “doğru okulu” bulma sürecidir. Hem sizlerin beklentilerini karşılayacak, hem de çocuğunuzu mutlu edecek bir “yer” bulmak her zaman kolay olmayabilir.

Sizlere fikir verebileceğiniz düşündüğümüz bu yazıda, bir anaokulu seçerken hangi kriterlere göre araştırma yapabilirsiniz, paylaşmaya çalıştık.




1- Çocuğunuzun yaşı:

Anaokulu tercihinde çocuğunuzun yaşı önemli bir faktördür. Okulun eğitim programı, felsefesi ve vizyonu her yaş grubunu aynı oranda destekliyor mu? Bu noktada kurumun size eğitim yaklaşımını, bir gün içerisinde çocuğunuzun bulunduğu yaş grubu için nasıl bir planlamaya sahip olduğunu, çocuğunuzun gelişim ve öğrenme sürecini nasıl takip ettiklerini,  eğitim kadrosunun özelliklerini anlatmasını isteyin. Çocuğun okula uyum sürecinde okulun uyguladığı adaptasyon yaklaşımı da size bir fikir verebilir. Anne-babayı veya başka bir ebeveyni kesinlikle sürecin dışında tutan bakış açılarına daha temkinli yaklaşın. Kurumun çocuğu okula adapte etme politikası, okul ile ilgili pek çok konu hakkında da size fikir verecektir.

2- Çocuğunuzun bireysel özelikleri:

Çocuğunuzun bireysel özelliklerini en iyi siz anne-babalar bilirsiniz. Onun mizacına uymayacak bir okula, sadece sizin bakış açınızla “ideal” gördüğünüz için göndermeniz çocuğunuz için sancılı bir sürece dönüşebilir. Örneğin; oldukça hareketli olan çocuğunuzu, her gün mutlaka açık ve geniş oyun alanlarını kullanan bir okula göndermeniz, çocuğunuzun enerjisini doğru ve etkili şekilde harcamasına destek olacaktır. Ya da henüz çocuğunuzun ilk anaokulu deneyimi ise, akademik ağırlığı yoğun olan bir okulu tercih etmeniz onu zorlayabilir.

3- Okulun lokasyonu:

Okulun bulunduğu yer, anne-babalar olarak size veya çocuğa rahatlıkla ulaşabilecek bir ebeveyne yakın olursa, bu durum sizin için bir avantaj olacaktır. Örneğin çocuğunuz ateşlendi; bu durumda ona rahatlıkla ulaşabiliyor olmak sizin kendinizi gün içinde huzurlu hissetmenizi sağlayacaktır.

4- Okulun vadettikleri ve sizin beklentileriniz arasındaki uyum:

Okul size “çocuğunuz bu okulda çok şey öğrenecek” diyor, siz ise “çocuğum burada keyifli ve huzurlu vakit geçirsin, sosyalleşsin yeter” diyorsunuz. Okul size “biz tüm gün İngilizce-Türkçe, çift dilli eğitim veriyoruz “ diyor, siz “ben yalnızca yabancı dil eğitimi yapılsın istiyorum” veya “İngilizce dersi haftanın belli günlerinde olsun, çocuk anadilinde düşünür ve gelişir” diyorsunuz. Özetle; okul ne veriyor, siz çocuğunuz için oradan ne bekliyorsunuz? Arada bir uyumsuzluk hissediyorsanız, bir kez daha düşünün.

5- Okulun fiziksel koşulları:

Bir anaokulunda, bahçe veya diğer ortak oyun alanlarında her çocuk için ortalama 4-5 metrekare, sınıflarda ise ortalama 2 metrekare alan bulunmalıdır. Yani çocuğunuzun bulunacağı sınıfta 12 çocuk olacaksa, en az 25 metrekarelik bir sınıf ortamı olmalıdır. Okulu fiziksel anlamda incelerken, gösterişli dizaynlar, çocuğun gelişim ve öğrenme sürecine katkısı olmayacak her türlü “extra” donanım, aslında çocuklar için değil siz anne-babalar için yapılmıştır. Okulun “albenisi” size mi yoksa çocuğunuza mı cazip geliyor?

Çocuğunuza kendi evinizden sonra ikinci “güvenli alanı” seçmek kolay bir süreç değil, ancak kapısından içeri girdiğiniz her anaokuluna önce çocuğunuzun gözüyle, sonra kendi beklentilerinize göre bakın…

O zaman daha iyi bir sonuç alacaksınız.


Herzaman dediğimiz gibi, şimdi de diyoruz: 
OKUL ÖNCESİ ÖNCELİĞİMİZ OLSUN!

Eğt. Uzm. Tuba EREN ÖCAL

11 görüntüleme